Uluslararası İlişkiler Teorileri

Uluslararası İlişkiler Teorileri

Uluslararası İlişkiler; “uluslararası sistem” içindeki aktörlerin, özellikle de uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak kabul edilen devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası/bölgesel/hükümetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinlerarası bir disiplindir.

Disiplin, 20. yüzyılın başlarında Galler’de doğmuş ve ilk yıllarında Britanya’da gelişmiştir. Bu dönemde uluslararası ilişkilerde hakim ekol idealizmdir. Daha sonraki yıllarda disiplinin ağırlık merkezi ABD’ye kaymış ve bu yıllarda hakim ekol realizm olmuştur.

Uluslararası ilişkiler teorileri; uluslararası sistemlerin çalışma şeklini ulusların birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu sistematik bir şekilde ele alan düşünce sistemidir.

Uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde; ilk olarak iki dünya savaşı arasındaki dönemde idealizm/realizm tartışması yaşanmış ve bu dönemde disiplinin çalışma sınırları belirginleşmiştir. 1960’lara gelindiğinde ise gelenekselcilik/davranışsalcılık arasındaki tartışma ile pozitivist ağırlıklı çalışmalar ortaya çıkmıştır. 1980’lerde itibaren ise pozitivistler ile postpozitivistler arasında yaşandığı varsayılan ‘üçüncü büyük tartışma’ ortaya çıkmıştır.

Bazı Teori Tanımları

Teoriler, uluslararası siyasetin genel geçer kanunlarını veya tekrar eden ulusal davranış kalıplarını açıklar.(Waltz 1979)

Teoriler, en azından uluslararası siyasetin tekrar eden doğasına vurgu yapan argümanlara şüpheyle yaklaşılması gerektiğini ileri sürmek ve güncel olayların doğasının uzun vadeli gelişim süreci bağlamında incelenmedikçe tam anlamıyla anlaşılamayacağını gözler önüne sermek için tarih ve tarihsel sosyolojiden beslenirler. ((Linklater Rosenberg 1994; Teschke 2003)

Teoriler, ya aktörlerin davranışlarını açıklama ve tahmin etme ya da aktörlerin ‘’zihninde’’nasıl bir dünya olduğunu anlama amacı güderler. (Hollis ve Smith 1990)

Teoriler, güç mücadelesine odaklanmış devletlerarası ilişkiler ya da uluslararası toplumun doğası veyahut da dünya toplumunun ani üzerine üretilmiş düşünce gelenekleridir. (Wight 1991)

Teoriler, mesela liberal demokratik devletlerin birbirleriyle savaşmadığı şeklinde, dünyadaki mevcut olaylar hakkında ortaya atılan hipotezleri test etmek için deneysel veriler kullanır. (Doyle 1983)

Teoriler, güçler dengesi veya nedensellik fikri gibi kavra incelemeye ve bu kavramların kullanımına açıklık getirmeye çalışır. (Butterfield ve Wight 1966; Suganami 1996; Kurki 2008)

Realizm

Realizm, uluslararası ilişkilerin rekabetçi ve çatışmacı tarafını vurgulayan bir düşünce sistemidir.
İlk ortaya çıkışı idealizm eleştirisiyle başlamış ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrası süreçte güvenlik meselesinin, uluslararası sistemin ana gündemini oluşturmaya başlamasıyla oldukça çekici hale gelmiştir.
Soğuk Savaş boyunca devam eden çatışma eksenli dünyadaki siyasal süreci ve dış politika yaklaşımlarını açıklamak için başvurulan temel teori realizm olmuştur.
2. Dünya Savaşı ile yükselişe geçen realizm felsefi temellerini Thucydides, Machiavelli, Hobbes ve Rousseau’dan alan Realist bakış açısı, Edward H. Carr’ın İdealizm eleştirisi ve Hans J. Morgenthau’nun ortaya koyduğu Siyasi Realizm’in ilkeleriyle uluslararası ilişkilerin en önemli teorik yaklaşımlarından biri haline gelmiştir.
Realizm, uluslararası politika alanında özellikle 1940’lardan 1970’lere kadar çalışmaların ağırlık noktasını oluşturmuştur.

İdealizm

İdealizm, iki savaş arası dönemde benzer bir durumun yeniden yaşanmaması için uluslararası ilişkilerin barışçıl yöntemlerle ele alınarak düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. İdealizmin hem işlevsel hem de teorik olarak ortaya çıkmasını sağlayan Başkan Wilson’dur. Wilson’culuk olarak da adlandırılan bu görüş, 1. Dünya Savaşı sonrası Wilson’un öne sürdüğü Wilson İlkeleri temelinde gelişmiştir. İdealizm tabiri yerine sıkça kullanılan liberalizm aslında idealizmden büyük farklılıklar içermektedir. İdealizmde asıl aktör devlettir ve devlet üzerinden bir uluslararası düzen tasarlanır. Liberalizm ise birey temellidir.

Liberalizm

Liberalizm, bir bireyin yaşama, özgürlük ve mal hakkının sağlanmasının hükümetin en yüksek hedefi olduğu argümanına dayanır. Sonuç olarak, liberaller, bireyin refahını adil bir siyasal sistemin temel yapı taşı olarak vurgular.
Liberallere göre, savaşları önlemenin yollarından biri kamuoyuna kendisini ifade etme imkanı tanımaktır, bu da ancak demokratik cumhuriyetlerin yaygınlaştırılmasıyla olabilir.

Neo-Liberalizm

Neoliberaller, devletler arasında, özellikle ekonomik konularda “karşılıklı bağımlılığın” (interdependence) arttığını ve devletlerin gücün askeri boyutundan ziyade ekonomik boyutuna önem vermeye başladıklarını, bu yüzden de ekonomik konularda işbirliği çabalarının daha yoğun ve başarılı olduğunu savunmaktadırlar.

Uluslararası Siyaset Teorisi

Uluslararası Siyaset Teorisi, gerçekliğin ne olduğundan ziyade ne olması gerektiği konusuna odaklanır. Teori çalışmalarının Uluslararası İlişkiler disiplininde geri planda kalmış olmasının en önemli nedenlerinden biri, Martin Wight’in iddia ettiği uluslararası bir teorinin olmamasından kaynaklanır. Filozoflar, devletin varlığıyla ilgilenirken, devletlerarası ilişkilerle ilgilenmemişlerdir.

İngiliz Okulu

Uluslararası İlişkiler konusunun belirli bir bölümünü iddia eden pek çok teorinin aksine, İngiliz okulu, dünyayı bir bütün olarak görmeye çalışan, konuya bütünsel bir yaklaşım sunmaktadır. İngiliz okulu teorisi, üç temel kavram arasında ayrımlar kurulması üzerine kuruludur: uluslararası sistem, uluslararası toplum ve dünya toplumu.

KONSTRÜKTİVİZM (sosyal inşacılık)

Konstrüktivizmin ortaya çıkışı, büyük ölçüde disiplin içinde 1980’lerden sonra gündeme gelen pozitivistler ile postpozitivistler arasında yaşandığı varsayılan ‘üçüncü büyük tartışma’ ile olmuştur. Kavram, pozitivist sosyal bilimler ile modernite eleştirileri arasında bir orta yol bulma arayışının sonucudur.

MARKSİZM

Marksizm, uluslararası ilişkilerde bir kişinin ismini alan tek teorik yaklaşımdır.

Uluslararası ilişkiler teorisine yönelik temel politika odaklı yaklaşımları sorgulayan, eleştirel bir yaklaşımdır.
Diğer yaklaşımlara nazaran, Marksizm metodolojik ve epistemolojik açıdan Uluslararası İlişkiler alanının dışında tutulmuş ancak 1980’li yılların sonunda pozitivizm sonrası disiplinde kendine yer bulabilmiştir.

Eleştirel Teori

Eleştirel teori kavramının sosyal bilimlere girişi Max Horkheimer’in 1937’de yayınladığı “Geleneksel ve Eleştirel Teori” adlı makalesine dayanır.
Eleştirel teori, iktidar kavramıyla sadece siyasi elitleri değil, toplumu yönlendiren tüm kesimleri ifade eder. Bunlar entelektüellerden, eğitimcilere kadar geniş bir yelpazeyi içerir. Buna göre iktidarın sunduğu bilginin ne kadar yansız olabileceğini tartışır.

Postyapısalcılık

Postyapısalcılığın disipline girişi 1980’li yıllarda olmuştur. Dünya politikasının sadece doğası ve işleyişini değil, aynı zamanda egemenlik, dış politika, devlet, güvenlik gibi kavramların nasıl oluştuğuyla da ilgilenir.

Feminizm

Feminist teori, uluslararası ilişkiler disiplininde 1980’lerden sonra yer edinmeye başlamıştır. Feminist yaklaşım uluslararası ilişkiler disiplininin temelinde erkek bakışının yer aldığını, kadınların düşüncelerinin, sorunlarının gözardı edildiğini öne sürmektedir. Disiplinin geleneksel yaklaşımlarını, evrensel ve objektif olmadıkları konusunda eleştirmektedir.

Postkolonyal Kuram

Postkolonyal sömürge sonrası anlamına gelmektedir. Sömürge sonrası , dünyanın eskiden sömürgeleştirilmiş bölgelerindeki toplumların, hükümetlerin ve insanların uluslararası ilişkileri nasıl yaşadıklarını inceler. Temel olarak, postkolonyal yaklaşımlar, sömürge sonrası dönemde toplumların kendi kaderlerini tayin etmelerini kısıtlamaya devam eden güç ilişkilerini ortaya koymakla ilgilidir. Avrupa ve Batı’yı diğer toplumlara akıl, ahlak ve düzen açısından koşulsuz olarak üstün gören ve bu varsayımla hareket eden yaklaşımlara itiraz eder.

Kopenhag Okulu

1980’lerin ortasında Kopenhag Barış ve Çatışma Araştırmaları Merkez󰁩 bünyesinde çalışmalarını yürüten bir grup araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kopenhag Okulu uluslararası güvenlik çalışmaları alanındaki Amerikan egemenliğine alternatif olarak ortaya çıkan kavramsal çerçevelerden biridir. Uluslararası ilişkilerdeki güvenlik anlayışını daha geniş kapsamda ele alarak askeri güvenlikle sınırlandırmaktan çıkarmıştır. Güvenlik kavramını; ekonomik, toplumsal, politik, insani gibi bir çok yönden ele almıştır.

Yeşil Teori

Eleştirel teoriler arasında yer almaktadır. Yeşil teori, insan odaklı bir yaklaşımı temelden reddetmesiyle diğer bütün Uluslararası İlişkiler teorilerinden apayrı bir yerdedir. İnsan odaklı bir yaklaşım yerine, çevre odaklı bir yaklaşımı benimsemektedir.
Yeşil teori; çağdaş, ekonomik, siyasi ve toplumsal etkinliğin dünya üzerindeki ilişkiler bütününde yarattığı çevresel bozulmalara tepki olarak çıkmış, bu sorunlara dair detaylı incelemeler yapmayı ve yerel ölçekte demokratik katılımla üretilen çözüm önerilerinin küresel işbirliği ile de uygulanmasını kendine amaç edinmiş ve eleştirel grupta yer alan bir Uluslararası İlişkiler teorisidir.

Demokratik Barış Teorisi

Demokratik Barış Teorisi; Immanel Kant’ın “Ebedi Barış” (Perpetual Peace) çalışması ile ortaya çıkmıştır. Kant, Ebedi Barış eserinde, demokratik rejimlerin birbiriyle savaşmayacağını,savunmuştur. Savaşları sona ermesi demokratik rejimlere ve bunların yaygınlaşmasına bağlıdır. Teoriye göre demokratik rejimler diğer rejimlere kıyasla daha barışçıl nitelikte ve uzlaşma yoluna daha yatkındırlar. Ancak kuramın buradaki önemli vurgusu demokratik rejimlerin birbirleriyle savaşmayacağıdır. Bu ise demokratik rejimlerin, demokratik olmayan rejimlerle de savaşmayacağı anlamını taşımamakta ve böylesi çatışmaların yaşanabileceğidir.

Kaynakça:

*(uliwiki.org)
*Bozdağlıoğlu, Yücel, Özen, Çınar, “Liberalizmden Neoliberalizme Güç Olgusu ve Sistemik Bağımlılık”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 1, Sayı 4 (Kış 2004), s. 59-79.
*Rumelili, B. ‘Batı Merkezcilik ve Postkolonyalizm’ Evren Balta (der.) “Küresel Siyasete Giriş: “Kavramlar, Teoriler ve Süreçler, s. 203-220. İstanbul: İletişim
* Yaylar, Y. “Uluslararası İlişkiler Teorileri”
*Ünal, S. “Yeşil Teori”, Uluslararası İlişkiler Teorileri:Temel Kavramlar, (der.) Mehmet Şahin & Osman Şen, Ankara, Kripto Yayınları, 2014, s. 229–251.

Yazar

Diplomat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir